Boşanma ve ayrılık süreçlerinde nafaka, tek bir ödeme türünü ifade etmez. Nafakanın kimin için, hangi aşamada ve hangi amaçla talep edildiğine göre farklı nafaka türleri söz konusu olabilir.
Uygulamada en sık karşılaşılan iştirak nafakası, tedbir nafakası ve yoksulluk nafakasının şartları, amacı ve devam süresi birbirinden farklıdır.
Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların geçimine ilişkin olarak hâkim tarafından hükmedilebilen geçici nitelikte bir nafakadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesine göre boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri re'sen alır. Bu önlemler eşlerin barınması ve geçimi, malların yönetimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin olabilir.
Bu nedenle tedbir nafakası yalnızca çocuk için değil, şartları varsa eş lehine de hükmedilebilir.
Tedbir nafakasının amacı, boşanma davası devam ederken eşlerin ve çocukların ekonomik durumlarının korunmasıdır.
Bu nedenle tedbir nafakası değerlendirilirken boşanmadaki kusur, yoksulluk nafakasında olduğu şekilde belirleyici değildir. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ihtiyaçları dikkate alınır.
İştirak nafakası, boşanma sonrasında velayeti kendisine verilmeyen anne veya babanın çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmasını sağlayan nafakadır.
Çocuğun yiyecek, giyecek, barınma, sağlık ve eğitim gibi giderleri değerlendirilirken çocuğun ihtiyaçlarının yanı sıra anne ve babanın ekonomik durumları da dikkate alınır.
Anne ve babanın bakım borcu kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.
Ancak çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa durum farklılaşabilir. Türk Medeni Kanunu, çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa anne ve babanın durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olduğunu düzenlemektedir.
Bu nedenle erginlik sonrasındaki nafaka talebinin hukuki niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Herkes için geçerli sabit bir iştirak nafakası miktarı bulunmamaktadır.
Nafaka miktarı belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınır. Çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık ve bakım giderleri gibi hususlar somut olayın koşullarına göre önem taşıyabilir.
Bu nedenle benzer yaşlardaki çocuklar için dahi ailelerin ekonomik ve sosyal koşullarına göre farklı miktarlarda nafakaya hükmedilebilir.
Evet.
Çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi veya tarafların ekonomik durumlarında önemli değişiklikler meydana gelmesi hâlinde nafaka miktarının yeniden belirlenmesi talep edilebilir.
Örneğin çocuğun eğitim ve bakım giderlerinin artması veya tarafların ekonomik koşullarında meydana gelen değişiklikler nafaka miktarının yeniden değerlendirilmesini gündeme getirebilir.
Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan tarafın, kanunda belirtilen şartların bulunması hâlinde diğer taraftan talep edebileceği nafakadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak şartıyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebilir.
Kanun, nafaka yükümlüsünün kusurlu olmasını ayrıca şart koşmamaktadır.
Hayır.
Yoksulluk nafakası bakımından kadın ve erkek arasında kanuni bir ayrım bulunmamaktadır. Şartları taşıması hâlinde kadın da erkek de yoksulluk nafakası talep edebilir.
Önemli olan, nafaka talep eden tarafın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasıdır.
Hayır.
Boşanmış olmak tek başına yoksulluk nafakasına hak kazanmak için yeterli değildir.
Nafaka talep eden tarafın boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması, kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması ve diğer kanuni şartların bulunması gerekir. Nafaka miktarının belirlenmesinde nafaka yükümlüsünün mali gücü de dikkate alınır.
Dolayısıyla her boşanma davasında otomatik olarak yoksulluk nafakasına hükmedildiği söylenemez.
Bir kişinin çalışıyor olması tek başına yoksulluk nafakası almasına kesin olarak engel değildir.
Kişinin elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı, ekonomik ve sosyal koşulları ile somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle “çalışan eş kesinlikle yoksulluk nafakası alamaz” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Bu konuda kamuoyunda sıklıkla kavram karışıklığı yaşanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesi, koşulları bulunduğunda yoksulluk nafakasının süresiz olarak irat biçiminde ödenmesine karar verilebilmesine imkân tanımaktadır.
Ancak bu durum, hükmedilen her yoksulluk nafakasının hiçbir koşulda sona ermeyeceği anlamına gelmez. Kanunda nafakanın sona ermesi veya kaldırılmasını gerektirebilecek hâller ayrıca düzenlenmiştir.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer.
Nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması mümkündür.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat biçiminde ödenen nafakanın artırılması veya azaltılması da talep edilebilir.
8 Eylül 2026 itibarıyla yoksulluk nafakasını evlilik süresine göre otomatik olarak belirli sürelerle sınırlandıran yürürlüğe girmiş bir kanun değişikliği bulunmamaktadır.
Yoksulluk nafakasının süresi ve mevcut sistemin değiştirilmesine ilişkin çeşitli çalışmalar ve öneriler kamuoyunun gündemine gelmektedir. Ancak bir düzenlemenin gündeme gelmesi veya üzerinde çalışma yapılması, yürürlüğe girdiği anlamına gelmez.
Mevcut durumda yoksulluk nafakası bakımından Türk Medeni Kanunu'nun 175 ve 176. maddeleri yürürlüktedir.
Bu nedenle “süresiz nafaka kaldırıldı” veya “nafaka evlilik süresine göre sınırlandırıldı” şeklindeki açıklamalar, bu yönde bir kanun değişikliği yürürlüğe girmediği sürece mevcut hukuki durumu ifade etmez.
Evet.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat biçiminde ödenen nafakanın artırılması veya azaltılması talep edilebilir.
Ancak nafaka miktarının değiştirilmesi her durumda kendiliğinden gerçekleşmez. Somut olayın özelliklerine göre mahkemeden talepte bulunulması gerekebilir.
Mahkeme kararıyla veya icra edilebilir nitelikteki bir belgeyle belirlenen nafakanın ödenmemesi hâlinde nafaka alacağının tahsili için icra yoluna başvurulması mümkündür.
Nafaka borcunun ödenmemesinin, şartları oluştuğunda İcra ve İflas Kanunu kapsamında ayrıca sonuçları da bulunabilir.
Bu nedenle ödenmeyen nafaka alacakları bakımından somut olayın özelliklerine göre başvurulabilecek hukuki yolların değerlendirilmesi gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Nafakanın türü, miktarı ve devam süresi tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ve somut olayın özelliklerine göre farklılık gösterebilir.